M. Tevfik KIZGINKAYA

Bu Düzen Böyle mi Gidecek?

Bu Düzen Böyle mi Gidecek   Önceki yazıyı bu soruyla bitirmenin üstünden 24 saat geçmişti ki, Çarpacağını bile bile arabayı duvara doğru hızla süren şoför örneği RTE-AKP’nin büyük bir inatla..

Bu Düzen Böyle mi Gidecek?

Bu Düzen Böyle mi Gidecek

 

Önceki yazıyı bu soruyla bitirmenin üstünden 24 saat geçmişti ki,

Çarpacağını bile bile arabayı duvara doğru hızla süren şoför örneği

RTE-AKP’nin büyük bir inatla ve hırsla politika faizinin düşürülmesinden memnun olduğunun söylemesiyle,

TL’nin dipsiz bir kuyuya düşer gibi değersizleşmesini,

Ülkemiz ekonomisinin tıkanmasını,

Halkın dakika dakika yoksullaşmasını,

Millete soğan ekmek yemeyi söyleyen vekili,

Yüzünü göremediğimiz ekonominin sorumlusu bakanın sessizliğini,

Yaşadık, şaşkınlıkla…

*

Ekonomist RTE-AKP’ye göre ekonomimiz,

Kurtuluş savaşı verecek kadar kötü durumda.

Suçlusu da kim oldukları açıklanmayan dış güçler.

Ama bu gerçeği söyleyen iktisatçılar, ekonomistler mandacı,

Önlem, MGK’dan çıktı; Ekonominin karşılaşabileceği sınamalar ile tehditler…

Anlamı, eleştiren düşman, terörist olacak.

Bu durumun Halka anlatılması ise çok farklı.

İhracat artacakmış, rekorlar kırılacakmış, döviz yağacakmış…

Böylece ekonomi düzelecekmiş, Türkiye büyüyecekmiş…

Kısacası, RTE-AKP “bu düzen böyle gidecek” diyor ve ekliyor,

“Türkiye tarihinde ilk defa kendi ihtiyaçlarına uygun bir ekonomi politikası izleme fırsatı elde etmiştir. Oyunu görüyor kendi irade planımızla devam etme iradesini ortaya koyuyoruz. Bu ekonomik kurtuluş savaşından zaferle çıkacağız.”

Bu üç cümlede üç yanlış var.

  1. Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun ekonomi politikası yok ettiğiniz Cumhuriyet’in Devletçilik ilkesi ile uygulanan karma ekonomi politikasıdır.
  2. Gördüğünüz oyun, iktidarınız boyunca uyguladığınız serbest piyasa ekonomidir.
  3. Zafer diye de seçimi kazanmaktan söz ediyorsunuz.

Bir de diyorlar ki “yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz.”

Görüyoruz ki, pahalılık silindir gibi geçiyor Halkın üzerinden,

Biliyoruz ki, Halkın payına düşecek olan yine “acı reçete”.

*

Gerçekten Halkı düşünüyorsanız,

Vatan, Millet diyorsanız,

Gelin tarihten ders alalım ve işin doğrusunu anlayalım.

Çok değil 100 yıl öncesinden.

Çağrım hem iktidara hem de iktidar olmak isteyenlere.

Emperyalist “dış güçler” işgal etmişlerdi yurdumuzu,

Kapitülasyonlarla ele geçirmişlerdi borç batağınki devleti.

Ne fabrika vardı ne de üretim,

Ne ulaşım vardı ne de iletişim.

40 bin köyde yokluk, yoksulluk ve cehalet içinde yaşardı dedemiz, ninemiz.

Bir de salgın hastalıklar…

Bir boyutuyla bugün yaşadıklarımız gibi…

*

Bu koşullarda önce askeri işgale karşı verdiler Kurtuluş Savaşını,

Sonra siyasi masada yendiler “dış güçleri” ve kazandık siyasi bağımsızlığımızı,

İlan ettiler Cumhuriyeti, kurdular Türkiye Cumhuriyeti Devletini,

Ardından sıra geldi cehaletle ve sefaletle savaşmaya.

Konumuz olan sefalete karşı verilen savaşın adı “Toplu Kalkınma Hamlesi”,

Politikası, kendi kaynaklarımıza dayalı üretim ve sanayileşmek,

Öncelikle de Halkın temel tüketim maddeleri olan 3 beyazı (un, şeker, bez) tarlada, fabrikada üretmek.

Daha Cumhuriyet ilan edilmeden kurulan Türkiye Şeker Fabrikaları şirketi (19.04.1923) ile başlayan, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (1933 – 1938) ile sürdürülen 15 yıllık bir sürede,

Yoktan var edilen fabrikalar, demiryolları, bankalar, kurumlar, tesisler,

Yabancılardan satın alınan tesisler, yollar, millileştirilen kaynaklarımız…

Geri kalmışlığın bataklığından kurtulmak,

200 yıl önce kaçırdığımız sanayileşmeyi yakalamak yolunda.

Dışardan para aramadan, “gelin yatırım yapın” diye yalvarmadan,

Dünyada 1929 büyük ekonomi buhranı yaşanırken,

Üstelik Osmanlıdan kalan 115 milyon lira borcu öderken…

15 yılda yüzde 96 hızla sanayileşti ülkemiz.

Merak edene listesi yazının ardında.

*

Gelelim işin özüne, esas ders alınması gereken bölümüne, nasıl yapıldığına.

Kurucu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün tanımlamasıyla,

“Bizim takip ettiğimiz devletçilik, ferdi mesai ve faaliyeti esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha ve memleketi mamuriyete (bayındırlığa) eriştirmek için milletin umumi ve yüksek menfaatlerinin icap ettiği işlerde –bilhassa iktisadi sahada- devleti fiilen alakadar etmektedir” dediler ve eklediler,

Ekonomi politikamız üretime dayalı karma ekonomi modelidir.

Halkın yoktur parası, devlet yapmalı fabrikaları, yatırımları.

Nerede üretiliyorsa buğday, pancar, pamuk,

Doğu batı ayırmadan orada kurdular 3 beyazın fabrikasını…

Böylece üretim ve istihdam götürüldü yurdumuzun her bir köşesine.

Çalışarak evine ekmek götürme hakkı sağlandı her bir insana, yurttaşa.

Bir de tiyatro, sinema, balo salonları, spor sahaları, lokantalar yapıldı fabrikalara,

İnsanlarımızın aileleriyle çocuklarıyla sosyalleşmesi, çağdaş koşullarla tanışması ve yaşaması için…

Dikkat edelim,

Amaç büyüme değil Planlı Kalkınma,

Ülkemizin her bir yanında, her bir insanımızla…

10 yıl sonra dönüp baktılar yaptıklarına ve yazdılar 10. Yıl marşını gururla, mutlulukla.

“Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan;
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan…”

*

Şimdi gelelim bugüne,

Diyeceksiniz ki devir değişti, bunlar eskidi.

Görmeniz gereken birinci gerçek,

Örnek verdiğiniz gelişmiş batı bırakmadı eskiyi,

Sürdürdüler fabrikada, tarlada üretimi, üniversitelerde teknolojiyi…

2008 krizinde kurtarıcı diye sarıldılar devletin gücüne,

Karma ekonomimizi örnek alırcasına.

Bize de dediler ki,

Bırakın devletçiliği, çekin devletin ekonomideki elini,

Satın devletin milletin fabrikalarını, tesislerini,

Para bizden, siz bırakın üretmeyi,

Hizmet sektörü size yeter, tüketin bizim ürettiklerimizi.

1948’de 49’da söyledikleri gibi…

Uydunuz “dış güçler” dediklerinizin sözlerine,

Sattınız Halkın 70 yıllık birikimi fabrikaları, tesisleri,

Yok ettiniz ülkedeki sanayiyi, tarımı, üretimi.

Üstelik bir de övündünüz, en büyük özelleştirmeyi biz yaptık diye.

*

Bugün görüyoruz ki,

Değişimin büyüğü sizde.

Seçim dayanınca kapıya,

Düşünce koltuk korkusu içinize,

Aklınıza geldi Halkın, vatandaşın derdi,

Düşmez oldu dilinizden üretim, istihdam…

İyi de nerede?

*

Bu düzen böyle gitmez, gitmemeli, gitmeyecek de…

Önümüzdeki seçimde karar vereceğiz,

Nasıl bir Türkiye, nasıl bir yaşamımız olacak diye.

Sözüm önce bu ülkenin sahibi Halka, bizlere.

  1. Yıl marşı ile heyecanlanmakla kurulmuyor gelecek.

Yaşadığımız yokluğu, yoksulluğu istemiyorsak yaşamak,

Bizi yönetsin diye seçtiğimiz vekillerin kulu kölesi olup,

Kamplaşmak, birbirimizle çatışmak, kin ve nefretle yaşamak istemiyorsak,

Seçim bizlerin elinde.

Kalkınan çağdaş bir ülkenin,

Yarınlarında mutlu, gelecekten umutlu,

Birbiriyle barışık yurttaşları olarak yaşamak,

Hepimizin, bizlerin ellerinde.

Yeter ki, kişilerin değil kendimizin, Halkımızın ve ülkemizin geleceğini düşünerek karar verelim.

Ve bugünden ülkemizi yönetmek isteyenlere duyuralım.

İktidarınızı, bizleri birbirine düşürerek kuramazsınız.

İnanç, etnik köken gibi kültürel farklılıklarımız üzerine siyaset yapmayı bırakın.

Bizleri, hepimizi ayrım gözetmeden insan ve yurttaş olarak görün ve yaşamsal sorunlarımızı nasıl çözeceğinizi anlatın, inandırın.

*

Sözün sonu iktidar olmak ve ülkemizi yönetmek isteyenlere.

100 yıl öncesinin koşullarından nasıl kurtarıldıysa bu Halk, bu Ülke,

Başka bir yol, başka bir plan aramadan,

Bugünün bataklığını yaratanlara inanmadan,

Dönün yüzünüzü kendi gerçeklerimize,

Özümseyin yapılanların mantığını, felsefeni,

Devrimcilik ilkemiz ile bakın günümüz koşullarına,

Ve hazırlayın, Türkiye Cumhuriyeti’ni fabrika ayarlarına döndürecek,

Halktan, çalışanlardan ve emekten yana üretime dayalı politikalarınızı,

İnandırın Halkımızı, özlem duyduğumuz huzurlu, kalkınan bir Türkiye yaratacağınıza.

 

15 yıllık bir sürede yoktan var edilen fabrikalar, demiryolları, bankalar, kurumlar, tesisler ve yabancılardan satın alınan, millileştirilen kaynaklarımız…

  • 1923 Türkiye Şeker Fabrikaları şirketi kuruldu. (19 Nisan)
  • 1924 Sanayide ve ticarette kalkınmaya katkı için Türkiye İş Bankası (26 Ağustos)
  • 1924 Ankara Fişek Fabrikası ve Gölcük Tersanesi
  • 1925 Feshane Yünlü Dokuma, Beykoz Deri ve Kundura ile Hereke İpekli ve Yünlü Dokuma Fabrikaları devir alındı ve Sanayi ve Maadin Bankası (19 Nisan)
  • 1925 Ankara Orman Çiftliği Çiftliğin tüm masraflarını kendisi karşılayan Mustafa Kemal 1937’de çiftlikleri ve içerisindeki köşkleri Millete armağan etti.
  • 1925 Eskişehir Hava Tamirhanesi ile özel sektöre ait Şakir Zümre Silah ve Cephane Fabrikası ve Adana Mensucat (Dokuma) Fabrikası
  • 1926 Çıkarılan bir yasa ile petrol arama ve işletme hakkı devlete verildi.
  • 1926 Alpullu Şeker Fabrikası, Uşak Şeker Fabrikası ve Kayseri Uçak Fabrikası ile inşaat demiri üreten ilk haddehane İstanbul’da kuruldu. Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri, Bakırköy Çimento Fabrikası faaliyete geçti.
  • 1927 Kırıkkale Mühimmat Fabrikası, Bünyan Dokuma Fabrikası, Eskişehir Kiremit Fabrikası ve Bursa Dokumacılık Fabrikası
  • 1927 Ankara-Kayseri, Samsun-Havza-Amasya tren hatları yapımına başlandı. Beş yılda da Amasya-Zile, Ankara-Sivas, Kayseri-Şarkışla, Kütahya-Emirler, Fevzipaşa-Gölbaşı, Gölbaşı-Malatya, Ulukışla-Niğde, Zile-Sivas, Kütahya Balıkesir arasında tren hatları yapıldı.
  • 1928 Koruyucu hekimliğin tahlil, kontrol, üretim ve araştırma görevlerini yürütmek amacıyla Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi (27 Haziran)
  • 1928 Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası, Malatya Elektrik Santrali, Ankara Çimento Fabrikası ve Gaziantep Mensucat Fabrikası
  • 1928 Anadolu Demiryolu Şirketi yabancılardan satın alındı.
  • 1929 Ankara Havagazı Fabrikası, Ayancık Kereste Fabrikası, Trabzon Hidroelektrik Santralı ve İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası
  • 1929 Mersin-Adana, Anadolu-Bağdat, Mersin- Tarsus Demiryolları yabancılardan satın alındı.
  • 1929 Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alındı.
  • 1930 Kayaş Kapsül Fabrikası ve Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Üretim Tesisleri
  • 1933 Sanayi kuruluşlarına kredi vermek ve sanayinin gelişmesine ilişkin tedbirler almak üzere Sümerbank (11 Temmuz)
  • 1933 Devlet Hava Yolları, Petrol Arama ve İşletme İdaresi ile Altın Arama ve İşletme İdaresi (20 Mayıs)
  • 1934 Eskişehir Şeker Fabrikası, Turhal Şeker Fabrikası, Bursa Süt Fabrikası, İzmit Paşabahçe Şişe Cam Fabrikası, Zonguldak Antrasit Fabrikası, Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası, Keçiborlu Kükürt Fabrikası, Isparta Gülyağı Fabrikası, Ankara, Konya, Eskişehir, Sivas Buğday Siloları ile Kayseri, Konya Ereğli ve Bakırköy Bez Fabrikaları
  • 1935 Devletin maden ve enerji ihtiyacını sağlamak amacıyla Etibank ( 2 Haziran) ve Maden Tetkik Arama Enstitüsü (14 Haziran)  İstanbul Rıhtım Şirketi yabancılardan satın alındı.
  • 1935 Nazilli Basma Fabrikası, Bursa Merinos Fabrikası, Gemlik Suni İpek Fabrikası kuruldu
  • 1936 Madenlerin millileştirilmesi politikasına gidildi.
  • 1936 Ankara Çubuk Barajı, Zonguldak Taş Kömürü Fabrikası, Nuri Demirağ Uçak Fabrikası, Malatya Sigara Fabrikası, Malatya İplik Fabrikası, Bitlis Sigara Fabrikası, Elazığ Şark Kromları İşletmesi
  • 1936 İzmir Havagazı Şirketi ve İstanbul Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.
  • 1937 Malatya Bez Fabrikası, İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası, Karabük Demir Çelik Fabrikası ile Urfa Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği Diyarbakır-Cizre demiryolu yapıldı. Trakya-İstanbul Demiryolları ve Kozlu Kömür İşletmeleri yabancılardan satın alındı.
  • 1938 Divriği Demir Ocakları, Sivas Çimento Fabrikası

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL