Genel Nilüfer AYDEMİR Yazarlar

“Coğrafya Kaderindir”

İbn-i Haldun Bu hafta benim gibi köye dönüş planı olan birçok arkadaşım için yazacağım. Tabi bunu yaparken Sürdürülebilir Mühendislik Uygulamaları ve Teknolojik Gelişmeler Dergisi (2022, 5(1): 39-47)’inde Halil Özcan Özdemir..

“Coğrafya Kaderindir”

İbn-i Haldun

Bu hafta benim gibi köye dönüş planı olan birçok arkadaşım için yazacağım. Tabi bunu yaparken Sürdürülebilir Mühendislik Uygulamaları ve Teknolojik Gelişmeler Dergisi (2022, 5(1): 39-47)’inde Halil Özcan Özdemir (Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölümü) tarafından yazılan “Kültürel Zekâ Boyutunda Tarım İşletmelerine Yönelik Araştırma” makalesinden faydalanıp kendi deneyimlerime de değineceğim.

Öncelikle araştırma makalesi ile başlayalım, Isparta ili Yalvaç ilçesine bağlı terse göçün söz konusu olduğu köyler ile Konya ili Hüyük ilçesine bağlı yine terse göçün söz konusu olduğu köylerde yapılan, kartopu örneklem yöntemi ile zincirleme ulaşım prensibi uygulanmış bir araştırma verilerini içermektedir. Kültürel zeka ölçümü için 20 madde (soru-ifade) ve 4 boyuttan ( Üstbilişsel, bilişsel, motivasyon, davranışsal) oluşan Cultural Intelligence Scale (CIS) kullanıldığı ifade edilmiştir. Giriş kısmında TDK ( Türk Dil Kurumu) tanımı ile başlayan araştırma makalesi gibi “zeka” tanımını verelim;

“insanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı, ahlak, dirayet, zeyreklik, feraset”

Bilenler için tekrar bilmeyenler için bilgi olsun, 10 yıldır kırsala dönüş hazırlığı yapıyorum ve çok uzun yıllardır da çiftçilikle uğraşıyorum. Son bir buçuk yıldır ise doğduğum, doyduğum köyümde ikamet ediyorum. Çiftçiliği bir meslek olarak seçmiş ve bu doğrultuda hayatımı revize ediyorum. Şunu açıkça ifade etmeliyim ki kendi köyünüz dahi olsa uyum sağlamak ve anlamak zorluyor. Bu zorluklardan az da olsa bahsetmek istiyorum. Öncelikle Ortaköy’ün yerlisi olduğumu ve 93 yılına kadar da burada yaşadığımı bilmenizi isterim. Bir sosyal sorumluluk projesi ve yüz yıllardır süren imece kültürünün örneği olan Ortaköy Kütüphane’nin de 1 yıldır projenin geliştiricisi ve yürütücüsü olarak kırsalın küçük bir kesimi tarafından gerek özel hayatım, gerek kazancım, gerekse yaşam biçimim merak konusu. Kütüphane açılışı ve sonrasında yaşadıklarımı yazmayacağım lakin yeri geldiğinde bazı deneyimlerimi paylaşacağım zira cinsiyetimden kaynaklı sebeplerle uğramadığım iftira kalmadı!

80’lerde başlayan kente göçün bir sonucu olarak köylerin kültür düzeyinde başlayan düşüş, ilköğretim düzeyinde okulların taşımalı eğitime geçişi akabinde de 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda 6360 değişikliği ile köy ve kasabaların kaldırılması dibi göstermiştir. Bu bağlamda;

“… kültürel farklılıklar, din, kültür, dil ve/veya etnik temelli aidiyetler ile bilinçlerden oluşmaktadır. Kültürel zekâ, bireylerin diğer kültürlerle iletişime girme konusunda davranışlarını düzenleyebilmesi ile kültürel çeşitliliklere adapte olabilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır (Earley ve Ang, 2003).”

Peki, tersine göçün söz konusu olması ile birlikte kalanların gelenlerle, yeni gelenlerin kalanlarla etkileşimi pozitif mi negatif mi olacak?

“Kıra geri dönüşler farklı kültürlerle iletişim kurmuş kişilerin tekrar eski kültürü içinde yaşamaya ve hayatını devam ettirme çabasına sahne olmaktadır. Bu durum bireylerin tekrar kendinde oluşturduğu yeni kültür çeşitliliğinin bir parçası ile iletişime girmesine neden olmaktadır. Özellikle tarımsal konuda göç ettiği mekânlarda görmüş olduğu farklılıkları ve yenilikleri getirme çabası tarımsal faaliyette de davranış değişikliklerine neden olabilmektedir.”

Araştırma makalesi tamda bu düşünce üzerinden yola çıkarak iki farklı şehirde ki ilçelerin köylerine yönelmiş ve de çalışmıştır.

“…yaş ortalamasının Yalvaç ilçesinde Hüyük ilçesine göre daha fazla olduğu, bireylerin öğrenim durumlarının birbirlerine benzerlik gösterdiği Yalvaç ilçesinde Tarım Bağkuru kapsamında sosyal güvenceye sahip bireylerin fazla oluşu bireylerin aktif olarak tarımsal faaliyete dahil oldukları, her iki ilçede de gelirlerinin büyük bir oranının tarımdan geldiği, Hüyük ilçesinde işletme arazi genişliğinin daha fazla olduğu, Yalvaç ilçesinde küçükbaş hayvancılık faaliyetinin daha yaygın olduğu belirlenmiştir.”

Isparta Yalvaç’ın Konya Hüyük oranla kültürel zeka skorunun ortalama %10, davranışsal kültür zekasının ortalama %3, bilişsel kültür zekası skorunun %2, üstbilişsel kültürel zeka skorunun ise %1 daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bunun sebepleri irdelendiğinde en dikkat çekici olanlardan biri sulu tarım yapanlar ya da çalışma süresi uzunluğu kadar;

“Tarımsal faaliyetle beraber tarım dışı gelirin olması bireyleri farklı sektörlerde çalışan bireylerle ile daha fazla iletişim kurmalarını sağlamakta bu da kültürel zekâ skorlarını arttırmaktadır.”

İfadesidir. Farklı kültürel etkileşimi, yaş, eğitim, iletişim ve gelir gibi unsurların önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Kırsalda olmadığınız süre içinde gerek sosyal gerek iş hayatı içinde etkileşimde olduğunuz, bilgi ve görgü seviyenizi artıran inanlar, yaşadığınız olaylar, aldığınız veya almaya devam ettiğiniz eğitimler… gezdiğiniz ya da iş sebebiyle gittiğiniz yerler, okuduğunuz kitaplar, izlediğiniz tiyatro veya sinemalar… kültürel, bilişsel, üstbilişsel, motivasyonel ve davranışsal kültürel zekanızda artışa sebeptir. Örneğin;

Benimle ilgilendikleri kadar fikirlerimle veya yapmak istediklerimle ilgilenmeyen bir kitle söz konusudur. Bu küçük lakin sürekli aynı şeyleri yaşayanların hayatı algılama bçimlerine, söylemleri, eylemleri ve de düşünce yapılarına öyle kolay dokunulmuyor. Toplumsal cinsiyet rolleri, toplumsal normları…veya kısır döngüleri onların kaderi! Birliği veya imeceyi ancak ve ancak aynı paralelde amaç birliği içinde kültürel düzeyi yüksek köylülerim ile mümkün kıldık. Kendi bütçemle çiftliğimi tıpkı çevredeki yerel şarap firmaları gibi kurmuş, kendi işletmemi büyütmüş olsaydım da çok farklı olmayacaktı. Yine konuşacaklar, yine sabır zorlayacaklardı.

“Üreticilerin bir kısmı daha çok çiftçiliği zorunluluk ve kader olarak görürken (atadan gelen meslek, yaşadığı bölge bu işe uygun ve diğer) diğer bir kısmı ise geçim kaynağı ve meslek olarak (en iyi bildiği meslek, yeterli arazi, alet ve ekipman sahip, en iyi geçim kaynağı) olarak görmektedirler… Kültürel zekâ seviyesi yükseldikçe üreticilerin çiftçilikle uğraşma nedenlerinde fiziki sermaye ile birlikte coğrafi şartların etkili olduğu görülmektedir. Kültürel zekâ seviyesinin düşük olduğu bireylerde çiftçilikle uğraşmada atadan kalan deneyim ve alışkanlıklar daha fazla ön plana çıkmaktadır. Buradan çiftçilik mesleğini kadere dayandıran kesim ile bir meslek olarak seçen kesim arasındaki fark net bir şekilde görülmektedir. Bu mesleği zorunluluktan yapan ve kadere dayandıran kesimin kültürel zekâ skorları daha düşük iken bu işi meslek olarak gören kesimin kültürel zekâ skorlarının yüksek olması bu kesimin yaşadıkları kültüre ayak uydurmak için daha fazla çaba sarf ettiğini göstermektedir”

Özetle araştırma makalesinin vardığı sonuç ile benim bugüne kadar deneyimlerimden yola çıkarak vardığım sonuç ile uymaktadır. Dönüş yolunda sevgili dostlarım göze alacağınız en büyük konu sosyalleşme ya da asosyalite olacaktır, lütfen unutmayın.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL