Nilüfer AYDEMİR

Eğitim de Eğitim Salonu da Şart

  “Eğitimden yoksun olan insanlar ölünceye kadar şahsiyetsiz kalmaya mahkûmdurlar.” Ziya Gökalp Yengeç Sepeti Sendromu adıyla bilinen bir psikolojik durum şöyle izah edilir; “ Tek bir yengeç kapağı olmayan bir..

Eğitim de Eğitim Salonu da Şart

 

“Eğitimden yoksun olan insanlar ölünceye kadar şahsiyetsiz kalmaya mahkûmdurlar.”

Ziya Gökalp

Yengeç Sepeti Sendromu adıyla bilinen bir psikolojik durum şöyle izah edilir;

“ Tek bir yengeç kapağı olmayan bir kaptan çok rahat bir şekilde çıkabilirken sayı arttıkça kaçışları imkânsız hale gelir. Çünkü yengeçler birbirlerini yukarıya itmek yerine aşağıya çekerek çıkmaya çalışanı engellerler.”

Toplumsal hastalıklarımızdan biridir “ ben başaramıyorsam o da yapamasın” düşüncesi.. Buram buram cehalet!

Mahallelerin(köylerin) değişmez toplanma yerleri olan kahvehaneler her ne kadar kadın işletmeci/yardımcı personel olarak bulunduğu yerler olsalar da halen kadınların gelmekten imtina ettiği yegâne alanlardır. Ve yine değişmez bir başka gerçek de şudur ki, her kim gelirse gelsin buralarda toplanılır.

22 Nisan 2022 tarihinde Çal ilçe Ziraat Odası Başkanı Haşim Çil, Ziraat Mühendisi Rüveyda Aslankara ve Gökhan Süren ile PAÜ Bağcılık Meslek Yüksek Okulu’nun müdiresi Dr. Öğretim Üyesi Aysel Yeşilyurt Er bağcılık ile ilgili sorunları ve soruları cevaplamak, tespitleri,..yenilikleri paylaşmak için köyümüze/mahallemize teşrif etmişlerdi.  Konuşmacılar arasında iki kadın olmasına karşın tahmin edeceğiniz gibi dinleyici iki kadından biri ben diğeri ise annemdi. Malum, kırsalda “kadın” halen Doğu-Batı ayrımı yapmaksızın bir cinsel obje veya ikinci sınıf insan muamelesi görmektedir! Kadının karar alma sürecine katkı kimsenin akılının ucuna gelmeyişi boşa değil..

(Ortaköy Kütüphane ve Eğitim Salonu bu nedenle de çok önemlidir! Eşitlikçi, cinsiyetçilikten arî ve sürdürülebilir bir tarım ve insani eğitim!)

“Bir ülkenin geleceği o ülkenin insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.”

Albert Einstein yukarıda yer alan sözünde çok haklı. Zira kahvehaneler siyasi birer araç olarak köylerde yıllar var ki ağırlığını korur. Yani eğitim yuvası değillerdir! Üstelik halen cinsiyetçi temeldedir. 15-55 yaş aralığı çalışan kadınların olduğu bu işletmelerde yasa gereği sigortasız ve de çocuk işçi çalıştırmak yasaklanmış olsa da, ülkem diye demiyorum kırsal da yok hükmü geçerlidir. Oysa 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun  12 maddesinde  “eğlence, oyun…ve benzeri amaçlı umuma açık  ve açılması izne bağlı yerlerde 18 yaşından küçükler çalıştırılamaz. …kıraathane/kahvehane ve oyun oynatılan benzeri yerlere yanlarında veli/vasisi olsa bile 18 yaşından küçüklerin girmesi yasaktır” der…

Eğitim Şart!

Görmezden gelme, oy kaygısı, adamcılık… Kangren olmuş bir hastalığımız hatta ve hatta ahbap çavuş ilişkisi içinde aba altından gösterilen sopalardan ibaret görev yapma alışkanlığı su götürmez bir gerçek. Zira kamu binası içinde çam ağaçlarını kesen vatandaşa müdahale etmesi gereken “kolay gelsin” deyip geçiyor ise vay halimize!

Konumuza geri dönecek olursak Belediye Kahvehanesinde yapılan bu bağcılık bilgilendirme toplantısına gelen kitle toplasak 25 kişiyi geçmez.  Gelenler kim derseniz;  emekli öğretmenler, sağlık sektöründe emekliler …kısaca kamu emeklisi bir avuç insan.. Eğitimi eğitimli insan takip ediyor gerçeği karşısında çok fazla bir şey söylemeye gerek yoktur herhalde diye düşünüyorum.

Bu yıl geçtiğimiz yıllara oranla oldukça soğuk ve yağışlı bir yıl geçirdik. Çiftçimizin uzun yıllardır süren kuraklık korkusuna can suyu olsa da, önceki yıllarda süren ılıman kış, gece ve gündüz sıcaklık farkının az/çok dengesizliği, … zararı ve artan hastalık ve zararlılar özellikle çok yıllık bitkisel üretimi (2014’de yaşanan don zararından bu güne kadar) her yıl yeniden vurdu. Sonuç olarak rekolte, kalite..düşüklüğü yaşadık. Şahsen 40’lı yaşlarını çoktan geçen bağımızı bu yıl sökme kararı alma sebebimizde tam da bu iklim değişikliğine bağlı başta kav ve ölü kol hastalıkları ile baş edemez oluşumuzdur.

Ne diyordu H. Spencer ;

“Eğitimin asıl büyük amacı bilgilenmek değil eyleme geçmektir.”

Peki, o toplantıda ne konuşuldu?

Kış budaması yapan pek çok çiftçinin zarar gördüğünü biliyoruz. Kış budamasından ziyade geç don tarihi olan 25 Mart sonrası mümkünse Nisan ayı içinde budama yapılmasının daha uygun olacağı, kış hazırlığı yapılırken özellikle güz sürümü yapılarak toprağın işlenmemesi.. aşırı sürüm yapılmaması, Hasat sonrası en geç 1 ay içinde çiftlik gübresi (Hayvansal atık ihtiva eden yanmış gübreler) kullanımı, mümkün olduğunca ard arda toprak analizi yaptırmadan azot içerikli kimyevi gübrelerden kaçınma, fiğ gibi doğal azot içeren baklagillerin araya ekim yapılarak çiçeklenmesiyle beraber sürümle toprağa karıştırılarak yeşil gübre kullanımı yapılması, hasatta 1 ay kala en geç ilaçlama yapılması..pestisit yerine doğal savaş yöntemlerinin tercih edilmesi gerekliliği ve bakteriyel mücadele deneme parselleri oluşturulduğu.. ilk çıkan ve yaşlanan yaprakların koparılması, yeşil ara/sürgün kırımı,..yapılması, yaprak alımı yapılırken üzümü besleyen yaprak ve üst yaprağın koparılmaması,…yaprak gübresi kullanımı…gibi konular ele alındı. Ve bir de,

16 Mayıs’da başlamak üzere Ziraat Odası ve PAÜ işbirliği ile her hafta pazartesi günü ilçe belediyesinin konferans salonunda bağcılıkla başlayıp, sert çekirdekli bitkiler, tıbbı aromatik bitkiler… üzerine sempozyum düzenleneceği, Prof. Dr. Hocaların bu sempozyumda konuşmacı olarak katılım sağlayacağı duyurusu yapıldı. Bu güzel haberi de duyurmuş olalım isterim zira Anadolu’nun her yerinde Ziraat ve Veterinerlik Fakülteleri-Çiftçiler-Meslek Odaları ve elbette STK ile tüketiciler buluşabilmeli.

Sözün özüne dönersek “nasılsak öyle yönetiliyoruz” hayıflanmayı, şikâyeti… bir kenara bırakarak önce kendimizden başlayarak değişmeli ve gelişmeliyiz!

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL