Nilüfer AYDEMİR

Ekoton Köy-Kent (2)

Geçtiğimiz hafta ‘Köylü mü, kentli mi, her ikisi ya da hiçbiri miyiz?’ sorusu üzerinden yapılan bir araştırmayı sizlerle paylaşmıştım.  Bu hafta ise ‘hangi gerekçe ile yerel yöneticileri seçiyoruz?’ sorusu ile..

Ekoton Köy-Kent (2)

Geçtiğimiz hafta ‘Köylü mü, kentli mi, her ikisi ya da hiçbiri miyiz?’ sorusu üzerinden yapılan bir araştırmayı sizlerle paylaşmıştım.  Bu hafta ise ‘hangi gerekçe ile yerel yöneticileri seçiyoruz?’ sorusu ile birleştirip hayata kısmen geçirilmiş bir projenin değerlendirmesi üzerinden devam edeceğiz.

  1. dünya savaşı sırasında Türkiye’de dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından olası savaş tedbirleri uygulanmıştır. Örneğin, köylünün ektiği buğday asker kontrolünde hasat edildikten sonra köylüye yeter oranlı buğday ve tohumluk ayrıldıktan sonraki kısma TMO’nun görevlisince makbuz karşılığı el konulmuş, ücreti de ofis veya Ziraat Bankası aracılığıyla çiftçilere ödenmiştir. Bu tedbirler oldukça katı ve esnetilmeden sürdürülünce bir siyasi malzeme olarak halen ve günün şartları değerlendirilmeden eleştirilmektedir. Rahmetli İsmet Paşa bir konuşmasında “ aç kaldık!” denilince şu düşündürücü sözleri sarf etmiştir;

“Evet, ben sizi unsuz, şekersiz, aç bırakmış olabilirim ama ben sizi babasız bırakmadım!”

Kırsalda yaşayanların çocuklarını okutup kendileri gibi olmamaları yönündeki düşünceleri bu temeller üzerinde yükselmiş olmalı ki 1986 yılında Keleş, kentlere yönelimin çekiciliğinden değil de kırsalın iticiliğinden kaynaklığı yönünde görüşe varmıştır.  Göçler özellikle de iç göçler ara vermeden devam etmiştir/etmektedir.  Kırsal nüfusun her geçen gün azalması ve tarımdan kopan aile sayısının hızlı artışı kırsalın iticiliği ile açıklanabilir mi? Yoksa biz artık kırsal değiliz deyip  5216 sayılı kanunda yer alan büyükşehirlerden biri olan Denizli ve Denizli’nin Mahallesi olan Ortaköy’ü –aynı durumda olan tüm diğer köyler gibi-bu bağlamda nereye koyalım? Ekoton Köy? Ekoton Kent?

Gelin bir de Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Cumhuriyet Köyleri Projesi” nden Sayın Bülent Ecevit’in hayata geçirmek için uğraş verdiği “Köy-Kent Projesi”ne E lif ÇOLAKOĞLU, KIRSAL KALKINMA PROBLEMİNE BİR ÇÖZÜM ARAYIŞI OLARAK KÖY- KENT PROJESİ, ZKÜ Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 3, Sayı 6, 2007, ss. 187–202 yayınlanan makalesinden alıntılar yaparak bakalım.

Cumhuriyet Köyleri veya Köy-Kent Projeleri gibi tüm diğer kırsala yönelik projelerin temel amacı;  “kırsal alanda yaşayanların gelirlerini ve refahını artırmak, sosyal ve kültürel gelişmelerine katkıda bulunmak, kır-kent arasındaki farklılığı azaltarak kırsal kesimde kendi kendine yaşanabilir birimler oluşturmak ve kentlileşme olgusunu kıra yayarak yaşam düzeyini çağdaşlaştırmak” olarak özetlenebilir.

Köy-Kent Projesi ortak hizmetlerin yer aldığı, kooperatif ve kooperatifler birliğinin oluşmasından yararlanır. Her köyün yakınlarında kurulmuş besicilik, tavukçuluk ve balıkçılık ile ilgili ortak kuruluşlar ve tarıma dayalı fabrikalar kurulmasını teşvik eder. “Banka şubesi, postane bulunmaktadır. Ayrıca burada, herkesin farklı meslek alanlarında kurslar görebileceği, hanımlar için biçki- dikiş kursu verilebileceği bir halk eğitim merkezi olmaktadır.”  Bir sağlık merkezi, yüksek fiyatlı ortak kullanıma ait makinelerin teçhizatların olduğu makine parkları ve bunların tamiri için atölyeler kurulması gerekliliğini savunur. İlköğretim ve orta kademe tük okullar yer aldığı gibi yüksek öğrenimi de kapsamaktadır. Bu tam da köyden kente geçişi sağlayan yani ekoton tanımına uygun bir yaklaşımdır.

Söz konusu makalede de dikkat çekildiği gibi “Köy- Kent Projesi uygulanırken ulaşım, sağlık, eğitim, sosyo-kültürel hizmetlerin toplandığı Köy- Kent’e, çevredeki küçük yerleşim alanları yollarla bağlanmalı ve gerekli iletişim ve ulaşım altyapısı kurularak, Köy- Kent’in civarında bulunan nüfusun Köy- Kent ile ilişkisi maksimum düzeyde tutulmalıdır. Ayrıca yöre insanına hizmet verebilecek kapasitede sağlık ocakları, dispanserler, kütüphaneler, eğitim kurumları, kredi ve kooperatif gibi sosyal ve iktisadi hizmet kuruluşları inşa edilmelidir (örneğin eğitimin verimi açısından Köy- Kent’te okul transportu ve yatılı bölge okulu sistemi uygulamanın başarı şansını artırabilir)..

…İşsizliğin hayli yüksek olduğu kırsal kesimlerde Köy- Kent’e girişimcileri çekebilecek cazip olanaklar sunma, devletin bu temel organlarının sorumluluğundadır. Örneğin, vergi indirimi, uzun vadeli ve düşük faizli kredi, ucuz fiyatlı yerleşim alanı ve benzeri imkanlar sağlanarak girişimciler Köy- Kent’e çekilebilir.”

Kısacası bir an evvel kırsal mahalle gibi gün kurtaran uygulamalardan bir an evvel vazgeçilip kırsalın yaşanabilir kalması ve daha konforlu devamlılığı için sağlıktan eğitime her türlü hizmeti doğrudan alabildiği,  üretimden pazarlamaya… kadar her aşamada örgütlü hareket edebildiği tüzel kişiliğe sahip Ekoton Köy-Kentler kurulmalıdır.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL