Genel M. Tevfik KIZGINKAYA

Hayalin Kilosu Kaça…

Bir baraj gölü düşünelim, Bu göle su sağlayan kaynaklar, suyu taşıyan dereler vardır. Gölden bırakılan sudan da enerji elde edilir, tarım toprakları sulanır, kentlerin su kullanımı sağlanır. Ormanlar kesilir, yakılır,..

Hayalin Kilosu Kaça…

Bir baraj gölü düşünelim,

Bu göle su sağlayan kaynaklar, suyu taşıyan dereler vardır.

Gölden bırakılan sudan da enerji elde edilir, tarım toprakları sulanır, kentlerin su kullanımı sağlanır.

Ormanlar kesilir, yakılır, doğa talan edilir,

Doğanın yapısı ve dengesi bozulursa…

Yağışlar olmaz, kaynaklar tükenir, su yolları kurursa,

Göle su gelmezse ve göl de kurursa…

Enerji üretilemez, topraklar sulanamaz, kente su verilemezse,

Kaçınılmaz sonuçtur karanlık, kuraklık ve açlık, kirlilik ve hastalık…

Su alabilmek için ödense de bedeli,

Doldurulsa da suyu olan ülkelerin kasası, cebi,

Taşıma suyla sorunlar çözülmez,

Atasözü ne güzel demiş, taşıma suyla değirmen dönmez,

*

Nereden çıktı bu baraj hikayesi demeyin,

Ülkenin ekonomisi de benzer bir baraj gölüne.

Ekonomiyi besleyen kaynaklardır gelir yolları,

Tarım, sanayi ve turizm alanları.

Tarımda üretilen meyvenin, sebzenin, tahılın,

Sanayide üretilen malzemenin eşyanın,

Turizmde gelen yabancının,

Yarattığı gelirle…

İşletmeler kazanır, işler gelişir, çalışan sayısı çoğalır,

Geliri olan çalışanların satın alma gücü yükselir, ihtiyaçlarını satın alır,

Ekonomi canlanır, esnaf kazanır…

Kazananlar vergisini öder, hazineye gelir sağlanır.

Üretimin fazlası da dışarıya, dünyaya satılır.

Sonuçta döviz akar hazinenin kasasına,

Geliri olan hazine borç için elini açmaz yabancıya, başkasına,

Ekonominin çarkları döner ülkenin kendi kazancıyla…

*

Bunlar ne hayal ne de rüya.

Dalından yediği eriği bugün 30 liraya alamayanlar,

Topraktan topladığı dere otu, soğana, maydanoza bugün uzaktan bakanlar,

Domates, biber, patlıcanı şarkı sözlerinde bulanlar…

30 yılın öncesine kadar yaşadılar üretimin bolluğunu.

Ekonomik krizler yaşansa da dünyada, yurdumuzda,

Hiç bu kadar yokluk, karanlık ve açlık yaşanmadı bu topraklarda.

*

Bugünün yokluğunu yaşatanlara göre kendileri pürü pAK,

Ekonomist ilan etti, suçlu dünyadaki ekonomi,

Kurtuluşun yolu Yeni Türkiye Ekonomisi modeli.

Aralık’ta ilan edilmişti Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi,

Parası dövizde olan korunacakmış bu sistemin gereği,

Dövizini bozdurana üç ay sonra getirisi garanti, dendi,

Ama Hazinedeki 128 milyar doların nereye gittiği söylenemedi…

*

Hazineye ve Maliyeye bakandan geldi yeni bir açıklama,

Anlaşılan bu da yetmemiş ki,

Şimdi de “Enflasyon korumalı tasarruf ürünleri” çıkartacaklarmış piyasaya.

Türkçesi,

Enflasyon kadar gelir verilecek, hem de devlet garantili,

Tıpkı köprü, yol, tünel, hastane yaptırılan beşi bir yerdenin korunduğu gibi…

Halktan istenen ise güvenmesi ve sabırla beklemesi.

Ama bir de zaman verilmeliydi, o da verildi,

“2053 vizyonumuzun ilk ve en iddialı hedefi olan Yeşil Kalkınma Devrimi…”

*

Gerçekler tükendi, sıra geldi hayalleri pazarlamaya.

Boş baklava, boş dürüm, boş vaatlerden sonra,

2023 hayali de çıkınca boşa,

Hayalin boyutu büyütüldü, süresi uzatıldı taaaa 2053 yılına.

Söyle söyleyebildiğin kadar,

Hayaller kiloyla satılmıyor ki,

Halka bedava,

O zamana kadar da kim öle kim kala.

Orhan Seyfi Orhon’un dizeleri geliverdi aklıma,

“Dünya döndükçe

Umut fakirin ekmeği

Ye Memet ye

Ye Memet ye! …”

*

Dönelim açıklanan vizyona,

Halka umut satmanın yanı sıra,

Kendi umutları da açıkça kondu ortaya.

RTE-AKP’nin ilk ve en iddialı hedefiymiş,

Yeşil Kalkınma Devrimi.

Diyor ki, derdim var benim bu Cumhuriyet Devrimiyle,

Yıkıp kuracağım kendi düzenimi,

İlan edeceğim yeşil devrimle halifeliğimi, egemenliğimi.

Görmeyen göze, duymayan kulağa, anlamayan akla duyururcasına…

*

82 yıl önce kurulan (17 Nisan 1940) Cumhuriyet’in Köy Enstitülerinde,

Hayallerle değil bilimin ve bilginin gerçeğiyle buluşturuldu insanımız.

Cumhuriyetin hedefi,

Köylüyü üreten çiftçi yapmak,

Üretimle köyü, köylüyü, ülkeyi kalkındırmak…

Halkın aydınlanması ve kalkınmasıyla ağalıkları sona erecek olanlar,

1947’de başlattılar kapatılma sürecini,

1954’te de kapattılar Halkın aydınlanma yuvaları olan Köy Enstitülerini.

Ve dediler ki,

Bilgi, bilim, kalkınma ve de insanca yaşamak neyinize,

Sözümüzün üstüne söz söylemeyecek, tarlada çiftimizi sürecek işçi lazım bizlere.

Köylü cehaletin karanlığında, sefaletin yoksulluğunda kalmalı ki,

Sürsün ağalığın bu sömürü düzeni.

Köy Enstitülerini kapatanların yolunda yürüyenler,

Ağaların ve sermayenin gücüyle ülkemizi yönetenler,

Cehaletin karanlığında kendi gerçeğini bile göremeyen Halkı,

Pembe hayallerle ve yalanlarla yıllarca peşlerinde sürüklediler.

*

Sorunlar, derin ve köklü.

Sadece bir seçimle değişmez ülkenin ve Halkın geleceği,

Aynı yolda yürümekle de bitmez Halkın yoksulluğu, açlığı ve çilesi,

Sorunların çözümünün temeli, bu sömürü düzenin değişmesi.

Oylarını alacağız diye boşuna kullanmayın sömürenlerin dilini,

Yıllardır kör karanlıkta kalanlar görmüyor, görmeyecekler bu asıl gerçeği.

Bu gerçeği görmesi gereken, muhalefetin kendisi.

*

Dönün yüzünüzü,

Geleceğe umut arayan emeği ile geçinenlere, genç kuşaklara, milyonlara,

Alnında emeğin teri, aklında bilimin ışığı, yüreğinde yurt sevgisi taşıyanlara.

Onlar taşıyacak,

Emeğe, bilime ve yurduna sahip çıkanları iktidara.

Milyonlar biliyorlar ve inanıyor,

Cumhuriyet Devrimi’dir çağdaş Türkiye’nin gerçeği ve geleceği,

Yıkmak isteyenler de iyi biliyor bu gerçeği.

Milyonların isteği, beklentisi,

Bu gerçeğin gerçek sahibi ana muhalefet partisinin

Cumhuriyet Devriminin yolunda yürümesi.

*

Seçimler sayısaldır,

İktidar olabilmek ise siyasaldır.

İttifaklar kurulur, sayısal çoğunluk sağlanır,

Günü gelir seçimler de kazanılır.

Ancak seçim kazanmak yetmez iktidar olmaya,

Önemli olan kalıcı olabilmektir iktidarda.

Halktan yana değişimi sağlayan siyasettir,

İktidarda kalıcı olabilmenin ön koşulu.

Türkiye’nin gerçeğidir Cumhuriyet,

Geleceği de çağdaş uygarlık yolu…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL