Genel Nilüfer AYDEMİR Yazarlar

Kabalı Modeli Tarımsal Kalkınma

Bir kaymakam, bir muhtar, bir tarımsal kalkınma projesi, kararlı ilçe tarım müdürlüğü personeli ve bir başarı öyküsü.. 2009 yılında Yozgat ilinin Kadışehri ilçesine şimdilerde banlık müşavirliği görevini ifa eden Sayın..

Kabalı Modeli Tarımsal Kalkınma

Bir kaymakam, bir muhtar, bir tarımsal kalkınma projesi, kararlı ilçe tarım müdürlüğü personeli ve bir başarı öyküsü..
2009 yılında Yozgat ilinin Kadışehri ilçesine şimdilerde banlık müşavirliği görevini ifa eden Sayın İsmail Şanlı Kaymakam olarak atanır. İlçe Tarım ve Orman Müdürü olarak görev yapan Sayın Osman Günaydın 500 (beş yüz) dekarlık bir alanı kapsayan projeyi sunar. Projeyi 500 (beş yüz) değil 5 000 (beş bin) dekara çıkarmalarını Sayın Şanlı ister. Ve her şey böyle başlar. O tarihte Kadışehri ilçesine bağlı Kabalı Köyü Muhtarı olarak görev yapan Sayın Hüseyin Ünal’ın öncülüğünde köylülerle mülakatlar yapılır. Çeşitli şehirlerde kurulu olan entegre bahçeler gezdirilir. Fizibilite raporları sunulur.. Sonuç mu?
Türkiye’nin en büyük Avrupa’nın 2. büyük meyve bahçesi olmayı başaran projesinin paydaşları ile yapılan mülakat bilgilerinin de yer aldığı, İsmail Avşaroğlu ve Hasan Arısoy’un TEAD (2021; 7(2), 99-108)’de “Kabalı Köyündeki Meyvecilik Projesinin Bir Kırsal Kalkınma Modeli Olarak Uygulanabilirliğinin Araştırılması” adıyla yayınlanan araştırma makalesiyle irdeleyelim.
Söz konusu meyve bahçesi 2009 yılında başlayan girişimlerle 352 (üç yüz elli iki) kişiye ait 803 (sekiz yüz üç) tarlanın sınırları köylülerin el birliği ile kaldırılarak 5 345 (beş bin üç yüz kırk beş) dekar tek bir parça alan oluşturulmuştur. Arazi toplulaştırma işlemi yapılmıştır. Bunun haricinde Süreyya Bey Baraj Gölü sahasında Çekerek Irmağı’ndan 6 (altı) adet pompa ile saatte 1 600 ( bin altı yüz) m3 kapasiteyle su çekilerek 27 000 (yirmi yedi bin) m3 kapasiteli sulama havuzuna su alınmaktadır, yani sulama için havuz ve sulama sistemi yatırımı da yapılmıştır. Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından imza yetkisi kaymakamlıkta bulunan Bozok AŞ. adlı şirket kurulmuş ve mülkiyeti sahiplerinde kalmak kaydı ile 25 (yirmi beş) yıllığına bu şirketçe kiralamıştır. Söz konusu şirkette HALKMAR adında bir özel şirkete işletmesi için kiralama gerçekleştirmiştir.
“Kabalı projesinde, arazi genelinde yapılan her türlü işin kaydedilebileceği ve takip edilebileceği teknolojik bir altyapı kurulmuştur. Arazinin tamamı ağaç bazlı adreslenmiştir. Her ağaç sırasının başında ve sonunda adres kartları bulunmaktadır. Çalışan herkese barkodlu yaka kartı verilmiştir. Ayrıca çalışanların araziye giriş çıkışları yüz tanıma sistemi ile kayıt altına alınmaktadır. Orta kademe yöneticilerin hepsine el terminalleri verilmiştir. Bu el terminalleri ile her gün kendi ekiplerinin yoklamalarını almakta ve hangi adreste kimin ne zaman ne yaptığı kayıt altına alınmaktadır.
Ayrıca Radyo sinyalleri üzerinde damlama sulama sistemi olarak Netafimradionet sulama sistemi altyapısı kurulmuştur. Bu sistem sayesinde tek bir noktadan kontrol ile arazinin tamamının sulanması ve gübrelenmesi mümkündür.
Meyve bahçeleri için verim kaybına neden olan dolu için Kabalı projesinde 4 adet dolu savar top sistemi mevcuttur. Sistem hava radar sistemleri ile ortak çalışarak algılama yapabilmekte ve asetilen gazı salarak doluyu yağmura dönüştürmektedir. Bu ve bunun gibi sistem ve veya teknolojiler ancak profesyonelleşme ile olmaktadır.”
Teknolojiyi işin içine dahil ederek 20 bin ton üretim kapasitesine ulaşan ve tamamı yurt dışına satılan meyve entegre tesisi aynı zamanda tersine göç ve de istihdam da sağlamıştır. Burada bir parantez açalım söz konusu dolu topu ile ilgili söylenti ve halen teyide muhtaç ifadeler dolaşmaktadır. Denizli/Çivril ilçede yer alan bazı meyve bahçesi sahiplerince kullanımı sonrası yağışa engel durumlar geliştiği ve benim gibi kuru tarım yapanlar için olumsuz sonuçlara sebebiyet vermektedir.
“Kabalı projesi ile sürekli çalışan 64 kişi ve 6 aylık sezonda günlük 600 kişiye yevmiyeli istihdam sağlanmaktadır… Proje öncesi 476 olan köy nüfusu proje sonrası 563’e çıkmıştır.”
Ülkemizde görmeye alışık olmadığımız lakin yavaş yavaş artan ciddi bir yatırım gerektiren proje; sürdürülebilir olması, optimum makine kullanımı ( 217 traktör yerine 17 traktör kullanımı gibi), zamanlama, kayıt, mülkiyet sahibi çiftçinin kira geliri yanında işçi statüsü ile değerlendirerek sosyal güvence sağlaması, sosyo-ekonomik şartların artışı sebebiyle örnek teşkil etmektedir. Tam da makalede bahsettiği gibi;
“Küçük işletmecilik, Türkiye tarımında işgücü, sermaye, teknoloji ve girdi kullanma yeteneğini de olumsuz yönde etkilemekte, verimliliği düşürmekte, modern tarımın uygulanmasına engel teşkil etmektedir. Bilim ve teknolojideki gelişmeleri üretime uygulamada yetersiz kalan işletmeler, üretim, verimlilik ve rekabet gücü bakımından da sıkıntılarla karşılaşmaktadır.”
Küçük aile işletmelerinin artan maliyetleri kadar pazarlama problemlerini görmezden gelmek elbette mümkün değil. Burada şu örneği vermek isterim yüzlerce dekar üzerine kurulu şaraplık üzüm çeşitleri olan ve kendi markalarını oluşturan çiftlik sahipleri ile 25-100 dekar altında çok parçalı ve üzüm çeşitliliği içeren küçük işletmelerin pazara hâkimiyeti bir değildir, doğal olarak da rekabet etmesi beklenemez. Makalenin son bölümünde de ifade edildiği gibi;
“Türkiye’de geleneksel yöntemlerle tarım faaliyetleri sürdürülmektedir. Hava koşullarının olumsuz etkisini hastalık ve zararlılar izlemektedir. Üretimde modern tarım tekniklerinin kullanılması ile üretimde hava koşullarının olumsuz etkisi azaltılabilir. Üreticiler ürün satış konusunda da ciddi endişeler taşımaktadır. Tarımsal işletmelerde üretilen ürünün pazarlanması diğer sektördeki işletmelere göre daha hassas bir yapıdadır. Çünkü üretilen ürün dayanıklı olmayıp; uygun soğuk hava depoları olmadıkça depolanması mümkün değildir. Soğuk hava depolarında muhafaza edilen ürün dahi tüketiciye doğru zamanda ulaşmadığı takdirde kalite kayıpları yaşanabilmektedir. Soğuk hava depoları işletmeciler için ayrı bir maliyet unsuru olarak karlılığı azaltmaktadır.”
Hep bahsini ettiğimiz tarımsal yatırımların farklılaşması, işletme büyütme, köye(!) dönüş, kırsal istihdam, iş yükünü hafifletecek alet ve ekipman temini, arazi toplulaştırma, güvenilir gıda, pazarlama, teknolojik okur yazarlık… sosyal güvence gibi konularda geliştirilmiş, 2009-2012 yılları arasında hazırlığı süren, koordineli ve istikrarlı halde yürütülmüş ve yürütülen proje taktiri hak etmektedir. Durum Analizi bölümünde de üstüne basa basa vurgulandığı gibi;
“Değişen her hükümet hatta aynı hükümetin farklı bakanlarına bağlı olarak politikalar değişebilmektedir. Bu durum, Türkiye’de tarım ve kırsal kalkınma politikalarının sürdürülebilirliğini zorlaştırmaktadır”

Sözün özüne dönersek, ilçe belediyeleri ve büyükşehir belediyelerinin elinde kırsal kalkınma destekleri yapabilme şansı halen varken bu ve benzeri projelere yönelmeleri, dönemin kaymakamı ve muhtarı, ilçe tarım müdürü ve teknik personeli gibi proje bazlı çalışacak yöneticilerin çoğalması, kırsalın kalkınması için çalışanların artması en büyük temennimiz olarak duracaktır.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL