Genel Siyaset SonDakika

Kılıçdaroğlu, “ikinci turda kaybederse istifa edip etmeyeceği” sorusunu yanıtladı

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Babala TV’de konuk olduğu Mevzular Açık Mikrofon programında soruları yanıtladı. Programın sunucusu Oğuzhan Uğur’un sorduğu, “İkinci turda kaybederseniz Cumhuriyet Halk..

Kılıçdaroğlu, “ikinci turda kaybederse istifa edip etmeyeceği” sorusunu yanıtladı

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Babala TV’de konuk olduğu Mevzular Açık Mikrofon programında soruları yanıtladı. Programın sunucusu Oğuzhan Uğur’un sorduğu, “İkinci turda kaybederseniz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı’ndan istifa edecek misiniz” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Hiç endişe etmeyin, ikinci turda kazanacağız” yanıtını verdi.

 

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuk olduğu Babala TV Youtube kanalının Mevzular Açık Mikrofon programı dün akşam yayınlandı.

10 saatte 8 milyona yakın kişinin izlediği yayında Kılıçdaroğlu, sorulan sorulara yanıt verdi.

4 saat 11 dakikalık programın sonunda moderatör Oğuzhan Uğur Kılıçdaroğlu’na “İkinci turda kaybederseniz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı’ndan istifa edecek misiniz” sorusunu yöneltti. Kılıçdaroğlu, Uğur’un sorusuna “Hiç endişe etmeyin, ikinci turda kazanacağız” yanıtını verdi.

 

HANGİ SORULAR YÖNELTİLDİ?

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna sayılı günler kala BaBaLa TV’de Oğuzhan Uğur’un moderatörlüğünü üstlendiği “Mevzular Açık Mikrofon” programının 15. bölümüne konuk oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından paylaştığı yayın hakkında, “İlk defa manipülasyonlar, montajlar, yalanlar, iftiralar, türlü türlü sahtekarlıklar olmadan, yüz yüze konuşabildik, tanışabildik…” ifadelerini kullandı.

Programda Kılıçdaroğlu’na sorulan sorular ve cevapları şöyle:

‘NEDEN ADAY OLDUNUZ?’

• Ben bu seçimde gerçekten değişim isteyen bir vatandaşım ama karşıt aday olarak yine ekranlarda çok uzun zamandır gördüğümüz sizi görüyorum. Neden insanları dinlemediniz ve aday oldunuz?

Şöyle rahatlıkla ifade edebilirim: Biz yeni bir değişime hazırlık yapmak zorundayız. Bu yeni değişimin aktörleri çok daha farklı. Yani tek bir kişiye devleti teslim etmemek. Bir geniş bant içerisinde bir araya gelen farklı düşüncedeki insanlar olarak, milli Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye nasıl yeniden inşa edildiyse yeni bir inşa sürecini başlatmak zorundayız.

O nedenle gidip de “Ben adayım” demedim ama beraber olduğumuz diğer liderler, adaylık konusunda “Siz olmalısınız” diye bir düşünce ifade ettiler. Olabilir veya olmayabilir. Burada önemli olan şu: Siz, Türkiye’nin sorunlarını tek başınıza değil, beraber aşmak zorundasınız.

İlk altılı masa toplantısı bizim Ahlatlıbel’de yapıldığında yaptığım konuşma şuydu: Tarihin bize yüklediği ağır bir sorumluluk var. Türkiye’de demokrasi tehlikede, gençler gelecekten umutsuz vaziyette, ekonomide çok ciddi sorunlar var. Dolayısıyla pek çok sorun toplumda karamsarlık havası yaratıyor. Biz CHP olarak tek başımıza 400 milletvekili çıkarsak dahi ülkenin yönetiminde sorunlar her zaman olabilir.

O nedenle beraber ve birlikte var olan sorunları aşmak zorundayız. İşin özü bu. Size büyük bir samimiyetle aktarmak isterim.

TOGG AÇIKLAMASI

• Togg her ne kadar yerliliği ve milliliği tartışılsa da ülkenin yüksek teknoloji üretimine yönelik devlet destekli bir özel girişim. Muhalefetin görevi aslında doğruya destek olup yanlışın karşısında durmak değil midir? Sizlere cumhurbaşkanlığından davetiye geldiği için ‘Togg olayının siyasi bir şova dönüştüğünü’ söylediniz ama daha sonrasında ziyaret edeceğinizi söylediniz. Neden hala ziyaret etmediniz? Özellikle İHA ve SİHA konusundaki talihsiz açıklamalardan sonra kendinizi bu konuda hala bazı kesimlere kabul ettirememişken böyle bir ziyaret güzel bir cevap olmaz mıydı? Bu ülkede yapılan veya yapılacak yatırımlara destek vermiyor gibi görünmek veya gitmemek muhalefet olarak nasıl yararlı bir strateji olarak düşünülebiliyor? Bu durumları iktidar partisi sizin aleyhinize kara propaganda olarak kullanmaktan geri durmuyor. Karşı tarafın sizi kötüleyebileceği yüksek bir seçmen kitlesi varken bu gibi kritik olaylarda karşı tarafın eline koz vermek ne kadar doğru?

Togg henüz daha başlangıçtayken… Togg’un genel müdürü çok nitelikli birisi, Almanya’da bu konuda yetkin olarak çalışan ve güven veren birisi geldi bana. Türkiye Odalar Borsalar Birliği başkanıyla geldiler, bana Togg’u anlattılar, hangi yatırımları yapacaklarını anlattılar. Benden destek istediler. “Tabi” dedim, “Yaparsanız son derece mutlu oluruz.”

Ama bunu çıkıp ben televizyonlarda anlatmadım. Anlatacak bir şey yok. Geldiler yatırım yapmak istiyorlar… Ben de yatırım yaptıkları takdirde son derece mutlu olacağımı söyledim. Hiçbir zaman, hayatımın hiçbir yerinde de “Vay efendim Togg niye yapıldı” diye de bir cümle kullanmadım. Tam tersine kim yaptıysa ona şükran borçluyum.

Ben sadece Togg değil, Teknofest’lere de katıldım. Gençlerle beraber oldum. Olağanüstü yaratıcı gençler var. Niye gitmeyelim? Oralar bir partinin değil arkadaşlar, oralar hepimizin. Bir fabrika kurulmuş, gider gezersiniz.

Bizim şanssızlığımız var. Kim negatif bir şey kullanırsa bunu CHP söyledi diyorlar. Biz söylemiyoruz. Birisi yazınca, “Onu siz söylediniz” diyorlar. Yahu biz söylemedik. Niye söyleyelim? Akıl var mantık var.Yatırım iyi planlanmışsa ve savurganlığa yol açmıyorsa o yatırıma hepimizin destek vermesi lazım. Ama benim vergilerimle birilerinin kazanmasına karşıyız. Örneğin Zafer Havaalanı, Kütahya’da. Oraya 42 milyar dolar ödeyeceksiniz. Uçak inmiyor ya oraya. Yazık günah değil mi? Oraya yapacağına bir yerde fabrika yapabilirdin. İnsanlar çalışabilirdi. Biz gereksiz ve kaynak savurganlığına yol açan yatırımlara karşıyız.

Ne yola, ne köprüye, ne tünele karşı değiliz ama benden vergi alıp bunu yapıyorsan bunu kaça yaptın ben öğrenmek zorundayım. Ben bunu öğrenmesem ben verdiğim verginin hesabını nasıl soracağım. Hem benden vergi alıyorsun, hem de istediğim gibi harcarım… Olmaz efendim.

YÜKSEL TAŞKIN AÇIKLAMASI

• Kemalizm’e ‘ırkçılık’ diyen, Taraf gazetesinde çalışan Yüksel Taşkın’ın İzmir’den vekiliniz olmasına tepkiniz? Veya sizin onayınız var mıydı, bilginiz var mıydı? Listeleri siz mi hazırladınız? Çok merak ediyorum açıkçası…

Keşke Yüksel Taşkın’ı görebilseydiniz ve karşılıklı konuşabilseydiniz. Asla Kemalizm’i ırkçılık olarak tanımlamamıştır, tanımlamaz da zaten. Mümkün değil. Zaten olsa bizde yer almaz. CHP’yi kuran Gazi Mustafa Kemal. Burası Cumhuriyet Halk Partisi, sıradan bir parti değil burası. Dünyanın en köklü partilerinden birisidir. Bağlamından koparılarak bunlar yayılır, sosyal medyada söylenir.

Bazı haberlerin nasıl olduğuna dair örnek vereyim: Papa Amerika’ya gider. Uçaktan iner inmez gazeteci sorar: “Efendim genelevi ziyaret edecek misiniz?” O da “Burada genelev mi var” diye sorar. Ertesi gün gazetelerin manşeti: “Papa iner inmez sordu: New York’ta genelev var mı?”

Siz haberleri böyle yorumlamayın. Gazeteci haberi, okunsun diye başlığını değiştirir vs. falan. Ben buna benzer binlerce haberle karşılaştım arkadaşlar. Binlerce haberle.

• Sırrı Sakık, HDP’de görev alan birisi. Şöyle bir açıklaması var: ‘Mustafa Kemal’in generali olsanız ne yazar it sürüleri?’ Sizi destekleyen yönde açıklamaları var. Sizin de 6-8 olaylarında masum, kurban eti dağıtan kardeşlerimizi katleden ‘Selahattin Demirtaş’ın serbest kalmasını istiyorsanız, bize katılacaksınız’ yönünde açıklamalarınız var. Buna ne diyeceksiniz?

Sırrı Sakık veya herhangi birisinin, Kandil’deki teröristlerin “CHP’yi destekleyin” diye açıklama yapması kimin işine yarar? Hiç düşündünüz mü? Negatifini ve pozitifini birlikte düşünmek lazım. Onları kim konuşturuyor?

Sırrı Sakık bizi destekleyecekmiş. Sırrı Sakık, bize hangi desteği verecek? Biz devletin derinliklerinde nelerin döndüğünü, kimlerin kimlere hizmet ettiğini, kimlerin hangi gerekçelerle konuştuğunu gayet iyi biliriz. Çünkü bu ülkede hala son derece dürüst, namuslu bürokratlar var. Onlar bize bilgileri getirirler. Kimin ne olduğunu, ne olmadığını biz gayet iyi biliriz.

KAVALA VE DEMİRTAŞ AÇIKLAMASI

Osman Kavala, Demirtaş… Bakın arkadaşlar size bir haksızlık yapıldığını düşünelim. Polis geldi, sizi aldı. Birisi kızmış size. Diyelim bir bakan size kızdı, “Beyler alın bunu içeri atın.” Aldılar, tutukladılar, hapse attılar. Mahkemeye gittiniz, mahkeme beraat kararı verdi ama hala iş bitmiş değil. “Olsun” diyorlar, “Gene içeride tut. Bir suç daha uydurun.”

Bu adalet midir? Eğer AİHM kararı var ve bu karar uygulanmıyorsa, eğer Anayasa Mahkemesi kararı var ve bu karar uygulanmıyorsa ve kararlar uygulanmadı diye ben sessiz kalıyorsam neden siyaset yapıyorum? Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararı en alttaki mahkeme “Uygulamayacağım” diyor. Anayasa gayet açık: “Anayasa Mahkemesi her organı bağlar” diyor. AİHM kararını uygulamıyorsun, AYM kararını uygulamıyorsun, sonra dönüyorsun bana “Bunlar niye serbest kalıyor, sen niye söylüyorsun” diye. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. “Niye yargılıyorsunuz” diye sormuyorum. “Kararın gereğini neden yapmıyorsunuz” diye soruyorum.

ATATÜRK HAVALİMANI AÇIKLAMASI

• Atatürk Havalimanı’nı bir Amerikalı şirkete vereceğinizi vadettiniz. Benim gibi basit bir araştırmacı bile araştırdığı zaman bu şirketin CIA bağlantısı ortada…

Bir sefer, havalimanı vereceğim diye bir şey yok. Orada uzay sanayiiyle ilgili söylediğim şirket (Sierra Nevada), daha önce Sayın Erdoğan’ın davet ettiği, kendisiyle konuştuğu, sözleşmeler yaptığı, 40 ila 60 kişilik uçakların üretilmesiyle ilgili sözleşmenin imzalandığı, sonra bunların iptal edildiği, bu uçağın şu an Almanya’da yapıldığını biliyorum.

Bunlar iki Türk karı-koca. 2 milyar dolar servetleri var. Uzay sanayii konusunda dünyanın Elon Musk’tan sonra en önemli kişileri. Bunların şu an Türkiye’de fabrikaları var. Üretiyorlar, Türkiye’den kopmuş değiller. Orada hangarları tahsis edeceğiz, uçak gelip kalkmayacak oraya. O ayrı bir şey. Bizim anlatımımızla, size anlatılan arasında dünya kadar fark var.

Teknoloji firmaları dünyanın her tarafından sipariş alabilirler. Bizim Milli İstihbarat Teşkilatı’mız da dünyanın her tarafından sipariş almıyor mu? Alıyor. Şimdi “Bizim adamlarımız” diye mi damgalayacağız?

Kılıçdaroğlu’na soru sorarken hayatında AKP teşkilatından içeri girmediğini ama bu seçimde dört elle sarıldığını savunan Umut Nimet Ataş adlı bu gencin AKP’li yetkililerle görüntüleri ortaya çıktı.

• Geçmişteki bir açıklamanızda başörtüsü yasağının kaldırılması hakkında, ‘Bunun bir sınırı yok. Bugün türbanla devlet kurumlarına girmek isteyen biri yarın çarşaf ve peçeyle de gelmek isteyebilir. Bunun önünü alamayız’ gibi bir ifade kullandınız. Şu andaysa devamlı özgürlükçü bir ideolojiye sahip olduğunuzu, iktidarıysa gençlere ve halka karşı baskıcı olmakla suçluyorsunuz. Bu kadar özgürlükçüyken, herkese hitap ettiğinizi iddia ederken, LGBTİ+ haklarını ve insan haklarını savunuyorken neden zamanında aynı hassasiyeti başörtüsü için göstermeyip 2008 yılında Anayasa Mahkemesi’ne başvuran vekiller arasında yer aldınız?

Hayatlarımızın evreleri vardır. İnsanoğlu sürekli gelişen ve düşüncelerini geliştiren bir kişidir. Sabit tuttuğunuz zaman asla büyüyemezsiniz ve sorunları çözmek için kapasitenizi öldürmüş olursunuz. Doğru, başörtüsüyle ilgili söylediğim o sözler doğrudur. Ama bir şey söyleyeyim size. Genel başkan olduktan sonra bir şey söyledim ben: Artık helalleşmemiz lazım. Helalleşme ne demektir? Benim kusurum var. Kabahat bana ait. Gelin helalleşelim.

• Siyasi hayatınızın bir kısmında sayın Recep Tayyip Erdoğan’a defaatle ‘tek adam’ yakıştırması yaptınız. 13 yıldır CHP’nin genel başkanısınız. Bugüne kadar girip de kazandığınız hiçbir seçim yok. Başarısızlığınıza rağmen neden hiç istifa etmeyi düşünmediniz?

“Hiçbir seçimde iktidar olamadınız” derseniz ben bunu kabul ederim. İktidar olamadık ama her seçimde milletvekili sayımızı artırdık, Ankara’yı, İstanbul’u, Mersin’i, Adana’yı kazandık. Siyaset beş yılda bir yapılıyor. Ne yapalım?

CHP’nin halktan koptuğu yönünde bir izlenim vardı ve bu izlenim haklıydı. Biz toplumun her kesiminin derdini dinlemek istedik. Kendimizi anlatmaya çalıştık, bize yönelik haksız eleştiriler vardı onları kaldırmaya çalıştık. Yılların birikimlerini kaldırmaya çalışıyoruz.

• Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Mardin’deki bir konuşmasında ‘Biz Türkçülüğü de Kürtçülüğü de ayaklar altına almış bir partiyiz’ dedi. Siz bunun üzerinde “Aynı ifadeleri Rize’de de söyleyebilir misin” diye başbakana meydan okudunuz. ‘Selahattin Demirtaş’ın serbest kalmasını istiyorsanız bize destek vereceksiniz’ ifadenizin aynısını Trabzon meydanında tekrarlayabilir misiniz?

Trabzon meydanında da, Türkiye’nin bütün alanlarında da Selahattin Demirtaş ve diğer mahkumlarla ilgili yargı kararlarının uygulanmasını gerektiğini söylerim hiç meraklanmayın. Yargı kararları. Yargı kararlarının uygulanması…

• İkinci turda kaybetmeniz durumunda CHP genel başkanlığından çekilecek misiniz?

Hiç endişe etmeyin, ikinci turda kazanacağız.

>

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL