Nereye Gidelim?

0
301

“Sevgili çiftçiler!

Şimdiye kadar sizi anlayan, sizin büyük ruhunuzu takdir eden bu arkadaşınızın sizin için, sizin refahınız ve geleceğiniz için neler düşündüğünü, bundan sonra da  inşallah maddi kazançlarıyla öğrenmiş olacaksınız. Bu konu için şimdi burada fazla söz söylemeyi gereksiz sayıyorum. Yalnız bir iki kelime arz edeyim: Şimdiye kadar yani üç buçuk yıl önceye kadar vatanın birçok unsurları içinde en çok zahmet, sıkıntı, acı çeken sizdiniz. Herkesten çok çalışan siz olduğunuz halde, en çok cefayı çeken sizdiniz. Vatan en çok sizin emeğinize dayandığı halde en az  mutlu olan yine sizdiniz. Bunun nedeni sizinle ilgilenilmemesi idi. Sizi düşünen pek az kimse vardı. Siz çiftçiler o eski hükümette, genellikle hemen hiç düşünülmüyordunuz. Sizi ne zaman düşünürlerdi, bunu çok iyi bilirsiniz. Sizi ya savaş olunca, ya hazinelerini doldurmak gerekince hatırlarlardı. Bundan dolayı çalışan sizdiniz; kazanan, ölen sizdiniz. Sonuçta siz yoksulluğa mahkûm olurdunuz. Sizin faaliyetinizden, özverinizden başkaları yararlanırdı. Artık bundan sonra böyle olmayacaktır. Artık her şeyden önce kendinizi düşünecek, kendi evinizi bayındır kılacak, kendi rahatlığınızı sağlayacak, ikinci derecede başkalarını düşüneceksiniz. Hepinizin malumudur ki, milletin çoğunluğu sizlersiniz ve yine bilirsiniz ki, memleketimiz şu iki şeyin memleketidir: Biri çiftçi, diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik; çünkü topraklarımız çoktur, iyi asker yetiştirdik: Çünkü o topraklara da göz diken düşmanlar fazladır. O toprakları sürenler, o toprakları koruyan hep sizlersiniz. Bundan sonra da daha iyi çiftçi ve daha iyi asker olacağız. Lâkin bundan sonra asker oluşumuz artık eskisi gibi başkalarının hırsı, şan ve şöhreti, keyfi için değil; yalnız ve yalnız bu aziz topraklarımızı korumak içindir.”

Hâkimiyeti Milliye, 25 Mart 1923)

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu sözleri Tarsus’daki çiftçilere hitaben yapmıştır. Sizce bugünden farklı mı?

İstanbul’da çiftçilere kendi mülküne yaptığı ” ahırını taşı” tebligatı gitmekteymiş.. Gider! Neden mi? 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu geçerli 442 sayılı Köy Kanunu değil!

Türkiye de bu kanun ile büyükşehir olan tüm illerin sınırı içinde kalan 16 bin küsur mahalleliye de bir gün “ahırını taşı, arazini…gerekçesi ile istimlak ediyoruz” denilecektir, denebilir.. Kim engel olabilir ki?

Tarım Kredi Kooperatifleri küçük-büyük demeden ortakları olan çiftçiyi köşeye sıkıştırmadı mı? Haciz altındaki arazileri kim alacak? Ya hayvanlar?

Hadi gelin Tarım Kredi Kooperatifi’nin çalışma sistemine bir bakalım bir kez daha sonra sın tarım şurasında yer alan şirketleşme var mı yok mu görelim!

Tarım Kredi Kooperatiflerine ait şubelerde bir yarış var… Yıllık hedefler konuluyor, üstelik artan oranlı. Deniyor ki şu kadar yatırım kredisi, bu kadar işletme kredisi vereceksiniz. Sene sonunda da bakalım kim hedefi tutturmuş kim tutturamamış. Tutturamayana “bizimle değilsin!” deniyor. Şöyle ki; emekliliği geleni emekliye sevk, emekliliğine daha çok olana tayin, tayin edilemiyorsa müfettiş sopası, olmadı unvan geciktirmesi o da olmadı mobing!

Hal böyle olunca ortak olmaya o da gelsin, bu da gelsin..

Yatırım Kredisi iki seçenekli ve çok cazip geliyor çiftçiye..

  1. Tarımsal Araç Gereç Kredisi

İçinde ne yok ki; traktör, biçer döver, pulluk…

Traktörü bedava vermiyor ama değiştirmeyen kaldı mı? Amortisman gideri çok, yedek parça sorun, eh uzun vadeli de veriyor krediyi.. Alalım traktörü yıl yıl topluca öderiz. Ne zaman? Hasattan sonra.

Örneğin; 200 bin TL değerinde TKK bir traktör aldım, bunu 5 seneye eşit bölüp vadelendirdik.. Her yıl için 1 senet hazırladılar, ben de bu senetleri ödeyeceğimi taahhüt edip imzaladım. Peki, senet hesabı nasıl? Çiftçilerin yolladığı oranlar üzerinden gideceğim..

Anaparam 200 bin TL

Fon kullanımı %1

Kaynak kullanım katılım payım %5

Bina bağışı %2

Sigorta varsa sigorta primi

Ortalama İlk taksit ödemem 60 bin + 18 bin sonraki her yıl için 60 bin.

İlkini ödedim, 2.yıl bağı don vurdu rekolte düştü ya da üzümü kestim kuruttum ama tüccar söz verdiği vadede paramı vermedi. Benim senet günüm geldi. TKK bana diyor ki;

Tüm senetlerini birleştiriyorum, 90 gün boyunca seni idari takibe alıyorum.  Oldu ya tüccar o 3 ay boyunca benim ödememi yapmıyor veya ben bu nakdi ödemeyi bir şekilde temin edemiyorum. Kanuni takip süresi devreye giriyor ve benim yasal faizimin oranı %22-25 oluyor.

200 bin TL’yi 318 bin TL olarak ödeyecekken ödediğim tutar bir tarafa borcuma bir de hiç ödeme yapmamışım gibi 70-80 bin TL arası bir rakam daha ekliyorlar.

  1. Hayvancılık Yatırım Kredisi

Küçükbaş veya büyükbaş hayvan, arı, ipek böceği, sağım makinesi. Ayni kredisi

İşletme Kredisi ise 1 yıl yani 360 gün sonra yani kısa vadeli.

  1. Tohum, gübre, yem, fide, motorin

Örneğin: 400 L mazot aldım 5 TL iken. 2000 TL nakit ödemem var %8-10 da indirimim olacak ama yapmayabiliyorlar veya nakitte %5 kalıyor. Ben bunu sene sonu ödemek istedim. Senet yapıyoruz yine. Ortalama 2000+110 TL diyelim. Kooperatif bunu toplu alıyor, gelişi atıyorum 3,5 TL! Benim zararım 1 yılda yine %20’nin üzerinde.

Benim aldığım mazot ile eksilen depoya mazot girdi, o geldi vadeli aldı, bu gitti vadeli aldı.. Eee kooperatif personeli hesabın içinden çıktı çıktı oldu ki daldı al sana mis gibi zimmet! Oran ne personel ödemesinde dersiniz? Çiftçi gibi insafsız rakamlar olduğunu tahmin ediyorum.

  1. Sigorta primi – Tarsim
  2. Nakit
  3. Toprak analizi
  4. Kiralama hizmeti

Bir de çiftçinin elindeki Başak Kart gibi bankadan kredi çektiğinde çektiği oranın üzerinden kesilen ve karta aktarılan için finans maliyeti ekledik mi? Tamam oldu!

Örneğin; Ziraat Bankasına gittim 30 bin TL çekeceğim, arazimi ipotek etme karşılığında bana bu limiti veriyor. Amma bunun 4,5 bin TL Başak Karta aktarıyor, geriye kalandan hayat sigortası. Toplam 24 bin TL veriyor ve diyor ki 1 yıl sonra anapara +faiz alırım. Ne kadar o faiz 30 bin + 2, 5 TL yani 32 bin 500 TL kredi ödemem oluyor. Başak Kart’ı ister kullan ister kullanma. Velev ki kullanmak için gittin TKK finans maliyeti alacak bil ey çiftçi.

Hadi bir de anekdot ile bağlayalım konuyu. Oçum Dede “kapı gibi adam” derler ya öyle biri. Askerden terhis olmuş, memleket yeni cumhuriyet.. güç bela dönmüş köye. Herkesin evinde yokluk var, kıtlık var. Benim dedem dahil kadın, çoğu çocuk sayılacak erkek köylü ile Turgutlu’ya yaya tarım işçisi olarak gidiyorlar. Gittikleri yerde ki bağ sahibi işini gördürüyor ama paralarını vermiyor. 2 köylü gidiyor yine para isteyecekler kahvehanede oturan bağ sahibine. Adam yine geçiştirmekte.. Oçum Dede içeriye naralar ata ata giriyor ;

-Kim o mırrık mıdır, cırrık mıdır? Nasıl vermez emeğimizi, hakkımızı.

Bağ sahibi korkudan saklanacak yer arıyor. Neyse ki, onun sayesinde herkes o gün hakkını alabiliyor.

Belki harp gördü sağ çıktı, belki 4 sene vatanın hududunu korudu. O doğrarken çiftçi doğdu, asker oldu vatan toprağında nöbet tuttu ve çiftçi olarak göçüp gitti. Hak savundu, çalıştı, alnının teri ile sulandı bu toprakları. Bizler onların var olduğu topraklarda onlar gibi doğduk ve yaşıyoruz. Sahi soruyorum;

“mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi?”

Fakir fukaranın, çiftçinin amelenin, işçinin çocuklarını uzman çavuş yapıp, sınır ötesinde vatan bekası uğruna kara toprağa bırakıyoruz ya hani, üreteni de diri diri mi gömelim yoksa 10. Köyünü Nefes Asos gibi kendi mi kursun? Tabi parası olursa!