Genel Nilüfer AYDEMİR Yazarlar

Pandora’nın Kutusunu Açalım Mı?

“Çoğu insanın yol açmaya cesareti yoktur. Ya sağa döner ya sola; üçüncü bir yoldan yürümek istemez. Hep hazır yola sapmaya çalışır. Kendi taş yolunu döşeme gayretini bir türlü sarf etmez…

Pandora’nın Kutusunu Açalım Mı?

“Çoğu insanın yol açmaya cesareti yoktur. Ya sağa döner ya sola; üçüncü bir yoldan yürümek istemez. Hep hazır yola sapmaya çalışır. Kendi taş yolunu döşeme gayretini bir türlü sarf etmez. Bir cüret, bir cesaret meselesidir. Ama şunu bilin ki azizim, hayatta ancak kendi fillerini Alp Dağı’ndan aşıran, aşırmayı düşleyen insanlar başarılı olur.”

İlber Ortaylı

Destek ödemeleri ile ilgili yazı dizimize devam edeceğiz lakin bu hafta Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi dâhil “kadının yurdu mudur yoksa kurdu mudur?” sorusu ile bir başlık açarak kırsal kent ayrımı yapmaksızın toplumun kadın cinsiyetine, etiketlere… bakış açısının temeline ineceğiz.

Antik Yunan’da tanrıçalardan farklı olarak ilk kadın olan Pandora, tanrılardan ateşi çalan ve bir tiran olan Prometheus’un, Herkül tarafından kurtarılmasına kızan Zeus ( baş tanrı) tarafından ateş tanrısı olan Hephaistos’a balçık çamurdan yaptırdığı insandır ve intikam için yaratılmıştır. Prometheus’un ikizi olan Epimetheus’a gönderilen Pandora’ya aşık olması evlilikle sonuçlanır. Pandora’nın tüm kötülüklerin içinde olduğu varsayılan kutuyu açması da bu düğün sonrası gerçekleşir.

Kadın cinsine yüklenen kötü/kötülük misyonu Mehmet Ali YOLCU’ nun (CIU folklor/edebiyat, cilt:19, sayı:73, 2013/1) HAVVA’NIN ÖYKÜSÜ: KOZMOLOJİK VE ANTROPOGONİK MİTLERDEN KADIN YARATIMINA SENKRETİK BİR YAKLAŞIM’da

“Havva ekseninde gelişen yaratılış mitlerinde, kadına yüklenen ilk günah, kadının kirli olması ve şeytani bir figüre dönüştürülmesi, cennetten kovulma ve buna bağlı olarak dünyanın “sınav yeri” şeklindeki modellenmesinin zihinsel alt yapısı, mülkiyete ve dolayısıyla köleliğe dayalı toplum iktidarının inanç ihtiyaçlarına bağlı gelişmiştir.”

Yukarıda yer alan cümle kadının dinsel ya da inanışsal eksende durduğu yer ile ilgili çok net ifadeler içermektedir. Kadın =Şeytan! Peki, bu şeytani yaftalama kökeni Havva’mı? Hayır! Lilith.

Aggadic midraşimi, Zohar ve Yahudi mistisizminden ve Sümer, Akad,..mitleri, Gılgamış Destanı kaynaklarından yola çıkan Prof. Dr. Mr. Maqsood Hasni’nin LILITH, The First Wife of Adam?! (1) Presentation eserinde Adam ya da Adem’in ilk eşitinin Lilith olduğu yönünde bilgiler içerdiğidir. Lilith, Adam ile aynı balçık çamurdan/ var oluştan geldiği için Adam’a itaat etmeyi ret eder.

“..Haham Isaac ben Jacob ha-Kohen’in yazılarında, Lilith, Adem’e boyun eğmeyi reddettikten sonra Adem’i terk etti ve baş melek ile çiftleştikten sonra Cennet Bahçesi’ne de geri dönmedi.”

Hikâyenin devamında ise cennetten(?) kaçan Lilith için Adam tanrıya dua eder ve geri gelmesini ister. Tanrı Senoi, Sansenoi ve Sammangelof adında üç meleği yaşadığı mağaraya yollar. Melekler dönmediği taktirde her gün çocuklarının öldürüleceğini, sorumlusunun da kendisi olacağını söylerler.. Buna rağmen mağaradan çıkıp meleklerle bahçeye ve Adem’e dönmeyen Lilith; doğan her erkek çocuğunun 8 gün, kız çocuğunun 20 gün boyunca musallatı ve ölümüne sebep olmasından bahsedilirken öldürülen çocuklarının intikamını lohusa kadınlar ve 40’ı ( kırkı) çıkmayan bebeklerden aldığı eklenir.Adem’in Lilit’in eşiti olmadığını vurgulamak adına Tanrı tarafından kaburgasından

Havva’nın yaratılması efsanesi de tamda bu bağlamda yer alır. Anadolu’da ya da Türk Kültüründe kadına yönelik iblis, şeytan, …veya kötülükle bağdaşık benzetmelerinin olmadığı da aşikar.

Orta Çağ’ın cadıları da kadınlardı değil mi?

Tarih boyunca kadına yönelik cinsiyetinden kaynaklı yüklenen kötü/kötülük yaftalamasını bir kenarda tutarsak Tanrıya sunaklarda armağan edilen bakire kız çocuklarının olması da hayli manidar değil mi?

Fransızca’da kelimelerin dö/la eki ile dişil/eril olmasından yola çıkarak da Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)’nin ülkenin milyonlarca gencinin kaderini belirlemesinde etkinliği dikkate aldığımızda dişil bir kurum olduğunu düşünürsek Pandora’nın Kutusunu da bu cinsiyetçi tutumla açalım mı?

41 yaşında bir kadın olarak, ilköğretimden itibaren sınavlara tabi olmuş ülke ferdi olarak ÖSYM işlevini/amacını kötüye kullanan bir kurum olmayı başardı diyebiliyorum zira 99’da ç/alınan ÖSS sorularından bugüne yaptığı tüm sınavların şaibeli olduğu son yapılan KPSS’nin iptali ile de ortadadır.

“2022 yılına ait tüm sınavların iptal edilmesi gerekmez miydi?” Buna verebileceğimiz yanıt tabi ki evet olur. Hatta ister LGS, ister YKS, ister ALES, ister YÖKDİL, ,isterse KPSS isterse de Kaymakam Adaylığı … adıyla ya da başka isimlerle yapılmış sınavların son 23 yıllık süreçte incelenmesi, bu incelemede ki yerleştirmelerin yeniden değerlendirilmesi… şarttır! Neden mi?

99..103. Dönem Kaymakam Adaylığı sınav ve mülakatları ile ilgili yürütülen FETÖ soruşturması kadar mülakatlarından birine yapılan mahkeme aracılığıyla itirazlar, KPSS ile aynı evden/aileden atanan, KPSS Eğitim Bilimleri sınavından tam puan alan aile fertleri… süren mahkemeler bir tarafa kendi yaşadığım bir anıyı aktarmakta yarar görüyorum.

28 Mart 2015 tarihinde Ankara’da yapılan İçişleri Bakanlığı Kaymakam Adayları Sınav’ına girdim. ÖSYM’nin her yaptığı sınavın prosedürü bu ç/alınma ya da servis edilme sonrası malum; küpe yok, saat yok..alyans dışında yüzük yok..sade kıyafet. Belirtilen okulda gerekli aramaların ardından sınav salonuna çıkıp yerime oturdum. Pencere kenarındayım, hocanın masasına bir beyefendi geldi “ bu sınıfta giriyormuşum, nereye oturacağım ben” deyip daldı..Bir o yana bir bu yana duramayan arkadaşın heyecanına verdimse de yerine geçer geçmez ilk sorduğu kadın gözlemcimize şu oldu;

-Sınavı kazandığımı kâğıdımı verdiğimde mi söyleyeceksiniz?

Hiç ÖSYM’nin sınavına girmemiş olma ihtimali olabilir miydi? Sanmıyorum. Mümkün mü? Torpillerin savaştığı düşünülürse… bu ülkede her şey mümkün! Bu arada o arkadaşımıza görevinde başarılar diliyorken bugüne kadar yenen her hakkımı ise saklı tutuyorum.

Konuyu toparlarsam; Ne Lilith, Ne Havva, Ne İştar, Ne Afrodit, Ne Gaia, Ne Şahmeran…Ne Pandora ne de kadın kötü ya da kötülüğün kaynağı. Sistemler, -izm ile biten kuramlar, akımlar…isimler, LGBTİ+Q …da değil ki kötü.. Kötü zaten kötü! Kötülüğün yolundan giden de kötü. İyi miyiz? Bunca kötülüğün içinde temiz kalmadığımız aşikâr. Eskilerin dediği gibi

“açtırma kutuyu söyletme kötüyü”

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL